24 Ağustos 2010 Salı

sevgili, arsiz ihtimal

Dunyanin teorisinin icinde birileri bos durmayip iliski insanlarinin tavirlari hakkinda da bir siniflamaya gitmisler; baglanma-odakli olanlar ve ozgurlugune bagli olanlar. Sunu unutuyoruz yalniz, hepimiz ayni bokun farkli renkleriyiz, her ne kadar egomuzun yaptirdiklarini gozlerimiz gormese de, o icimizdeki degerlenme tutkusuyla saniye bazinda degisimler yasayip, uzun sure siyam ikizi modunda oldugumuz insanlari hayatimizdan cikardiktan sonra ilk goruste one-night-stand'e hayir diyemeyen, ilk bakista saksoya doyamayanlardaniz, bu yine iyi, daha kotusu ise daha ne oldugunu anlamadan baska bedenleri, baska ruhlari sevmeye baslama kapasitesine sahibiz, hem urkutucu hem de umut dolu bir sey belki bu, insanin kendisini bu dongude nereye koyduguna bagli biraz da ama ne yapabilirsin ki hissedince?

Soyle de bir sey var tabi, bu dongu buyuk oranda ozguven eksikligiyle alakali, degersizligin boyutu arttikca aldatmanin da tadi kacinilmaz oluyor, ya da uzun iliskinin hemen sonrasinda bile, saatler sonra birini operken titreten bir heyecan duyabiliyorsun, geride kalan birileri oluyor diye bir aldanma icinde olsak da aslinda herkes sadece bildikleri kadariyla bu dongunun icine yerlestirebiliyor kendini, yani az bilmek sadece geride kalan birileri oldugu sanrisini yaratiyor, halbuki kimse kalmiyor geride, sadece bilinmiyor neler oldugu. Ya da en basitinden iliski sonrasi doneminde yasanan bir sey bazilarinin egosunu sisirip, kendilerini sevmelerine, ozguven kazanmalarina sebep oluyor, olsun oyleleri de var dunyada, ya da karsidaki insan bir sey yapsa da kendimi iyi hissetsem insanlari, vicdanlari rahatlatma cabalari, cocukluk sanrilari cogu zaman...

Yuksek Okceler'im olsun isterdim bu yuzden, ya da herkesin olsun Yuksek Okceler'i ki, zaten iki gun sonra unutulup gidecek bedenleri daha kolay akintiya birakabilelim ya da ne bileyim o bedenler minumum zarar gorsun, yazik.

Aslinda bu kadar kotu de bakmamak lazim, her seye ragmen, ne kadar sevmis, ne kadar sogutulmus, tiksindirilmis ve uzaklasmis olursan ol, yine de sevebilme kapasitesine sahip turleriz, egolarimizi pek tatmin etmese de bu herkesin sevdigi tek kisi olma arzusunun her seferinde kayitsizca cokusu, yine de bir kisiyi sevmek her seyi unutturabiliyor, cunku dogamiz bencil, dogamiz acimasiz biraz, bu sefer nasil olacak acaba diye bekliyor aklimin odalarindaki seyirciler sabirsizca, her seferinde yine umut dolu, hayatin yogunlastirilmis halini avucunun icinde tutmak gibi, superman olmak lazim bazen, hem yaz da gelmis, demek ki bu bitmeyecek bir donguymus, nasil da yeniden avare eden.

Isiklar nasil da parliyor geceleri, gunesin battigi yerde, cunku gece gelmiyor, gunduz bitmiyor, her saniye yanip yanip kavrularak izler birakiyor bu dongude. Sakin ol, ve hatta tadini cikar cekingen opmelerin, korkak dokunuslarin, titrek nefeslerdeki sozlerin, bundan ote kac sey var ki hayatta? Gecmisin tum pisligi, gelecegin belirsiz yeniliginde kaybolup giderken, el salliyorum hayata, gomlegi soyulurken ilik tenlerin, ihtimalin sicak teni degiyor bedenime, ates bocekleri, kayitsiz ucuslar ve atmosferde salinarak kaybolana kadar, yaz yine gulumsetmeyi basariyor, cunku sevgili, arsiz ihtimal cisimleserek duruyor tam onumde.


Mfö - ne bileyim ben
Yükleyen kartalgoz_1903. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

16 Ağustos 2010 Pazartesi

ihtimaller dahilinde

hayatinizdaki bir gunun, o bir gunun icine sigan ve beyninizdeki kucucuk bir karara sebep olan elektrik dalgasinin neleri etkiledigini, neleri degistirip, nelere sebep oldugunu hayal ettiniz mi hic? 'Acaba ne olurdu' isimli kacmis ihtimalin kivrilarak ilik tenini surmesi benliginin hic bilmedigin yerlerine, aniden filizlenmis bir yagmurun uzaklasan bulut goruntusu yerlesiyor tam icine, aslinda kendini aciga cikariyor bir anda, cunku geceye yakinken gun, gunesin coktan dogmus oldugunu anliyorsun, yeni dogan gibi, sonbahar yaklasirken baharin gelmis oldugunu hissetmek gibi, en onemlisi de bir yolun hem basinda hem de sonunda olmak gibi, ellerin baglanmis, ellerin ozgurce ruzgara donuk, o kadar gercek ki gordugun hayal, o kadar berrak ki akseden gulumsemeler, kivilcimlari gormemek imkansiz cunku gece tutusuyor, yaniyor sokaklar, kaldirimlar, cunku o kadar sicak ki icim gunesten kacmaya ihtiyac duymuyor, yagmur degmeden tenime kaciyor yapraklarin uzerine, hayat boyle bir seymis iste, ihtimalin bastan haric edilmis olmasi ne olurduyu sordurturmus yine de, hayat boyle de bir seymis, gun biterken, digeri daha fark etmeden doguyormus hemen.


Sezen Aksu-DELI KIZIN TÜRKÜSÜ video klip NOSTALJI
Uploaded by erhanc1974. - Music videos, artist interviews, concerts and more.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

ihtimaller haricinde

bazen bazi seyleri o kadar cok ister ki insan cok dusuk bir ihtimal varsa bile o kucuk ihtimale inanir, salt ihtimalin kendisini arar durur, milyarda bir bile olsa. Ama sunu bir turlu ogrenemiyoruz; aslinda istedigimiz ihtimaller haricinde bir sey.

i'm not here
this isn't happening
i'm not here, i'm not here

in a little while
i'll be gone

9 Ağustos 2010 Pazartesi

must change or fall apart

insan son tahlilde kendisiyle yasamak zorunda, bunu beceremeyecek kadar pislige batmis o kadar cok insan var ki gozlerinin ici gulumserken gunesi karsisindakinin gozlerini kamastiracak kadar yansitabilen ve durmadan kendi benliginin bir mabetmiscesine masumane bir sanat eseri oldugunu dusunen. kaciniz hayatinizda sizi travmatize eden bir suc islediniz? ve kaciniz bu sucla yasayamayacak hale gelebildiniz? ya da karsinizdakinin sucunu bile bile sustunuz? artik hicbir sey korkutmuyor insani, gunduzle gecenin farki gibi berrak bir ayrimi var soylenenle dusunulenlerin, insan artik o kadar alismis ki bencilligine hizmet ederken irtikabina sarilip uyumaya, hic kimse farkina bile varmiyor sanki bu duzenin. samanlikta igne aramaktan bahsederdi bir onceki nesil, o igneye n'oldu? buldular mi? .fall apart.


8 Ağustos 2010 Pazar

psychological closure

Yapilan arastirmalara gore travmatik bir sureci, olayi ya da hisleri tamamen yok etme istegine sahip olan insanlar bu konudaki beklentileri az olanlara gore daha az yaratici oluyorlarmis. Travmani sev.

Iyi pazarlar.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

you are my everything

ak sakalli bir ayyas artik yazilabilecek hicbir seyin kalmadigini, sadece yazma sekillerinin degistigini soyledi bana. kizdim, inanmadim ama oturduk okuduk tum romanlari ve kabul ettim dediklerini. peki yazilabilecek bir seyin olmamasi ne demek? yazilabilecek bir sey kalmamissa yasanabilecek bir sey de kalmamistir, sadece farkli yasama sekilleri var. ruhum aydinlandi. her sey ayni, herkes ayni, o ask da sonraki gelecek olanlar da, aldatmalar da, yalanlar da, dolanlar da, arada bir mutlu oldugun zamanlar da, iste bu sefer oldu sanirim diyebilecek kadar naiflestigin o masum dakikalar, gunesi gorunce perdeyi acman, kar topunu atma seklin ve hatta belki de caninin istedigi seyler, hicbiri yeni degil, sadece sekli semali farkli, hepsinin ozundeki anlam aslinda ayni, farksiz ve siradan. kara sakalli bir kes de yasamaktan yoruldugunu soylemisti bana, depresif bir vazgecis degil, aksine salt yorgunluk, uzansak soyle yorganin altina, usulca. everything means nothing to me. *



* bir arkadasim bekaretini bu sarki calarken kaybettigini soylemisti bana, bir tesaduf mu yoksa kozmik bir referans mi oldugu konusunda ikimiz de hala kararsisiz.

when a man lies

'bir insan yalan soylediginde, dunyanin bir kismini katleder' *

- en buyuk yalanin neydi? hala unutamadigin, belki de kendini hic affedemedigin sirrin? neye yalan neye sir demek lazim biliyor muyuz? bilen varsa ogretsin. ya da hangi yalanlar soylendi sana kim bilir, ta ki ogrenene kadar yalani, ya da belki hissedebilene kadar, insan ne zaman alisiyor bunlara? en masumundan en nefret edilesi olanina kadar soylenmis butun yalanlari ortaya cikarsak ne olur? bunu kim ister? bir insan yalan soylediginde aslinda benliginin de bir parcasini katleder, kendi kendine yalan soylemek degil olay, varliginin anlamsizlasmasi, kendi yasamina ve derin her hangi bir baglanmaya firsat vermemesi, yalan soyledikce insan bosalan bir tenekeye donusur, bosalan teneke de cop biriktirmekten baska bir ise yaramaz. hosuna gitti mi? yok oyle degil hikaye bence, yalan soyledim aslinda, yalan soyledikce hicbir sey olmuyor insanlara, en azindan yalan soyledigini gordugum insanlarda tenekelesme surecini deneyimleyemedim henuz, daha degisik seyler oluyor, ama ne oldugunun cok onemi yok, gozlerinin alabildigi kadrajdan cikip gidiyorlar, en onemlisi bu. mu? bir nevi baglantisizlik.



* cliff burton