kalbim egede kaldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalbim egede kaldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2011 Pazar

i hear the sound of mandolins



Hayatta en cok istedigim sey 'denge'. Her seyin bir dengesi olsun. Eskiden istedigim gibi uclarda yasamak istemiyorum artik. Mesela bu sarkidaki kadar sevmek istemiyorum kimseyi ama durduramiyorum kendimi. Ya da icimden kiyim kiyim bir hiclik durtusu sarsin etrafimi istemiyorum. Sigarayi ne birakayim ne de cok iceyim. Az guleyim, az aglayayim yada ne bileyim ortada bulusayim kendimle aniden. Ne guleyim ne aglayayim. Ne seveyim ne nefret edeyim. Ne sevileyim ne nefret edileyim. Icimi alip bir koseye birakayim, kafami cikarip dolaba saklayayim.

Lakin olmuyor.


'sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım'

attila ilhan

20 Şubat 2011 Pazar

3 ay

Bir cocuk sevdim, daha ilk gordugum gun icimde bir seyler beni ona itip durdu, karsimda olsun, onu goreyim, bana gunaydin mesaji atsin diye umdum. Hepsi oldu.

Sehre ne diye gelmek istedigimi unutali cok oluyor. Ben hayatimda hep yapmak istedigim seyleri yapabilmek icin buraya kacip geldim, o cocukluk hayallerimdeki en son gidecegim, hep gidecegim yer burasiydi benim icin.

Ama gelir gelmez sehri unutup bir masalin pesinde buldum kendimi, her saniye cekti, her an beni bagladi ona, korkuyla karisik titremelerime, uzun zaman sonra asik olabilme ihtimalime sasirarak, arasira kendime dur diyerek 3 ayimi doldurdum bu iklimi oynak yerde.


Chris Isaak - Wicked Game
Yükleyen DarKwon. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!

Icimden geldigi gibi yasamak istedim hep, icimden gelenleri soyleyip, icimden gelmeyenleri yapmadan.

Yaniliyor olamam dedim.

Tanpinar'dan hep alintiladigim bir kalip var, 'buyulu bir suda, yari uyur halde' gibiyim, benim duygularimin siddetini anlayip buna karsilik verebilen bir ruya hayali var karsimda. Arasira tum bu siddetin catismaya donusmesi de ondandir diye dusunuyorum, belki de oyle umuyorum ama lik defa odun vermekten, kendimi adamaktan cekinmeden de hareket edebiliyorum.

Her neyse, sanki gizli bir el bana ne istiyorsam sunmus gibi, o gizli el aynayi da karsima koyup beni de sarsmis gibi. Isin boyutu her an degisebilir, her an farklilasabilir bunun da farkindayim ama o bana dokundugunda her seyi unutup sokak ortasinda gozlerim yari kapanir hale geliyorsa pek bir sey soylememe gerek kalmiyor. Tum bu resmin bir kenarinda bir tedirginlik var ama, onun sebebini bulamiyorum bir turlu. Tahmin ediyorum da aslinda, o tedirginlik korkunun ecelle yaristigi bir eski zaman hikayesinden kaynaklaniyor, benim icimde bir seyler mi degisiyor ya da degisen bir sey yok da yine bir ara-donem mi yasiyorum diye soruyorum kendime, bu sorularin bitmemesi belki de iyi bir sey, ama kendimi hicbir sey icin yipratamam, yipratmayacagim da, beni tedirginlige bogan bunun farkinda olmak da olabilir. Son tahlilde her sey tercih ve emek ikilisinden gerceklesebiliyor sanirim. Hissettiklerinin yaninda eger yeteri kadar hissedebiliyorsan zaten tercihini de ona gore, emegini de ona paralel yapiyorsun ister istemez.

Tanim yapmak kolay, pratikte isin boyutu tamamen degisebiliyor, cunku su kayniyor, kaynamak uzere, agzindan cikani kulagim da duymak istiyor.

13 Şubat 2011 Pazar

nazlanma sen

Bir hayal kurar insan, butun hayallerinden cok istedigi bir sey vardir bazen o insanin. Yanilir, yenilir ve ne olursa olsun bir 'eylul aksami'na, bir 'goge bakma duragi'na inanir.

En buyuk korkusu aslinda en buyuk istegiyle bir yumak olup icini titretir. Ya 'boyleyse' ya 'soyleyse' diye beynini kemirir bu yumak bazen.

Insanin dogustan icine mi kazimistir birileri bilinmez, daha kucukken vardir o hayal farkinda bile olmadan.

Hayatin beklenmedik ama umulan surprizlerine hazirdir da o kahraman. Kendi hikayesinde yazmak istedigi donum noktalarini, o hikayenin ana karakterlerini arar bulur.

Sonra tam agzinda biriktirip soyleyecekken karsisindakine, hic beklemedigi bir anda o yeni kahramandan cikar soylemek istedikleri. O an dunyada neler oluyordu acaba, sonra durup bakinca ancak bunun farkina varabiliyor insan.

Oncesinde nasil olsa kocaman ve kirmizi bir salonda sadece iki kisiydik.

Ama yurumek istiyor acik havada kafam, gozlerimi bile kapayacak rahatlikla.

9 Şubat 2011 Çarşamba

here, there and everywhere

Uyusturucu maddelerinin ortak yonu beyinde dopamin salgilamalari. Uyusturucu bagimlilik yapar ve alindiginda mutlu alinamadiginda ise insani mutsuz yapar. Aklinizda tutun.

romantic attraction + emotional maturity= love



"There is always some madness in love. But there is also always some reason in madness." - Nietzsche

"Love is the only sane and satisfactory answer to the problem of human existence." - Erich Fromm

Kafaniza gore secin iste.

6 Şubat 2011 Pazar

soylemek isteyip de soyleyemediklerim

- Iyi ki varsin hayatimda, ya da iyi ki tanimisim bir sekilde seni. Istanbul'a adim attiktan uc gun sonra hayatimda hic hissetmedigim kadar yorgunken hic yorgun degilmisim gibi iyi ki senle gezmisim sokaklarini sehrin, o gece sana seni bir daha gormek istedigimi iyi ki soylemisim. Isin ozu iyi ki hayatimdasin, biliyorum, baska turlu de mutlu olabilirdim, baska insanlarla da mutlu olabilirdim ama seninle yasadigim mutlulugu hic tanimamis olurdum sen olmasaydin hayatimda. Isin en korkunc kismi da yasamasaydim eger bu mutlulugu, zaten bilmiyor olacaktim tadini, bilmeden kacip gitmis bir sey gibi gizli sakli olacakti, haberim bile olmadan. Ama dedigim gibi, iyi ki, o sinir bozucu hallerinde bile, kafandan ne gectigini cozemedigim zamanlarda bile, ya da beni anlamayip, uzdugun zamanlara ragmen, iyi ki o role sen sahipsin.

Ve biliyorum, senle yasadiklarim icin pisman olmayacagim hic, daha oncekiler icin de olmadim belki ama, bunu bitmeden ilk defa soyleyebiliyorum.

5 Şubat 2011 Cumartesi

bir tanim ve bir suru ornek

Insanoglu tanim yapmaya meyilli bir mahlukat, her nesnenin, olayin, duygunun tanimini yapip, o tanimdan yola cikarak ornek bulma ugrasi o kadar yerlesik bir takinti ya da ihtiyac.

- Asik misin o'na? diye soruyor arkadaslarim.
- Korkuyorum, ya da mutluyum diye cevapliyorum.

Biri o korkunun zaten askin ta kendisi oldugunu, digeri de mutlulugun asktan dogdugunu soyluyor bana. Ben belki korkup belki cekinip evet asigim demiyorum ama icimden biliyorum, onu gormeden gecirdigim gunler hayatimin kucuk bir kutuya sikisir gibi oldugunu, onunla bulusacagim zaman dilimlerini iple cektigimi, gozlerimin icine baktigi anlarda, o kisacik saniyelerde icimde bir seylerin titredigini, gunleri, haftalari, ve gelecegimi ve gecmisimi onun suzgecinden gecirip degerlendirdigimi, en onemlisi belki de onun icinde oldugu bir suru hayal kurdugumu.

The Presets - This Boy's In Love from Modular People on Vimeo.



Askin tanimini yanlis biliyoruz diyor bir arkadasim, illa aci cekip, sirilsiklam kederlere gark olmakmis gibi ogrettiler bize diyor. Katiliyorum ona cunku ask koltuga uzanip o gogsume basini koymusken televizyonda herhangi bir seyi izlemek, o herhangi bir seyi izlerken onun aniden elimi bulup tutmasi demek gibi geliyor artik. Cok kolay ve basit bir tanim veriyorum artik bu en onemli duyguma. Bir gelecek hayal edebiliyor muyum diye soruyorum kendime. Cevabini biliyorum ve korkuyorum. Bunun tanimini vermeye gerek yok iste.

16 Ocak 2011 Pazar

i believe



Hayatimin her doneminde belki de farkli seylere inanip durdum, inandiklarimdan sarsilmaz bir tutkuyla eminken yeri geldi tamamen sirtimi dondum olana, bitene, inandiklarima. Sevmedigim huylarimin yaninda her seyi mubah kilan ve aslinda icgudusel olarak dogruyu secmemi saglayan garip bir evrimsel ozelligim var sanirim. Sezgilerime hep guvendim, bu konuda hep ukalaydim, hic yanilmadim cunku.

O kadar inandigim seyden geriye kalan belki de bu sezgi gucunden baska bir sey degil ama onun sayesinde yeni seylere inanma cesaretini de gosteriyorum hicbir seyi umursamadan. Yillar oncesinin beni ben degil, simdiki ben karsimda oturup bana gulumseyen bir sesi cikmaz degil.

Kendimi ilk defa oldugum gibi biraktim bu sefer sevdigim icin, icgudulerime guvenip de yapiyorum bunu, her zaman bir korku arkadan arada bir uyari veriyor ama, hayal ettigim gibi hissediyorum yavas yavas. Bir cocuk gibi dusler kurdugum zamanlarda umdugum seyler karsima cikiyor aniden.

Aslinda en buyuk korku simdi basliyor, cunku gercekten yasamaya basliyorum, istediklerimi yapmak icin caba sarfediyorum ve sonuclarina olan guvenle, hayal kirikligi ihtimalinin cikmazindan ates basabiliyor vucudumu.

Her halukarda, inaniyorum sanirim, ustelik olmasa bile, inaniyorum bir sekilde iste, bu inanc gitmeyecek sanirim.

6 Aralık 2010 Pazartesi

home is where your heart is

Sabah uyaniyorum, gece uyuyorum bazen. Acikinca yemek bile yiyorum, sigarayi cogalttim fark etmeden. Yururken yorulsam da lanet etmeden hicbir seye varabiliyorum eve. Arada bir balik kokularina kanip yonumu sasiriyorum, hayat bilindik, tahmin edildigi gibi.

Telefonum titriyor arada bir, gozum kaciyor karsimdaki fotografa, siyah kemik cercevenin arasindan gorunen badem gozlerine birinin.

Sabah isime gidiyorum, uyanip kahvaltimi yaptiktan, denize bir goz atip, biraz miyavladiktan sonra yollarda kosturuyorum. Aslinda gecikiyorum neredeyse her gun ama farkina bile varamiyorum, insanlarin hepsi mi sakin bu sehirde benim gibi? Herkesin icinde garip bir buyulu sarki mi caliyor durmadan? Kor oluyorum, yavas yavas.

Aslinda gozum kaymiyor, bilerek buluyor istedigini.

Aksamlari bazen yalniz kaliyorum, bir yerlerde biri durmadan piyana caliyor, puslu bir plak gibi bir ses dolaniyor etrafta. Yillarca beklemenin verdigi bir saskinlikla belki de daha cocukken hayal ettigim bir ruyaya uyudugumun farkina daha yeni yeni variyorum.

Hayat beklendigi gibi, rutinleri devam ediyor her gun ve biraz daha cok seviyorum ben her gecen saniye izin verdigi surece. Bir sarki hediye ediyor o bana, alip sariliyorum hediyeme, uyumak istemiyorum boyle hissedince, uyumak zaman kaybi gibi geliyor, sanki uykuya ihtiyac duymadan da yasayabilirmisim gibi geliyor. Aklim yerinden tasinip gidiyor bir yerlere, yavas yavas.

Eger bir gercekligi varsa bu yasadigimiz hayatin, ona bir kadeh kaldiriyorum hayali.

Ruyalardan uyanip da karsisinda dunyanin her seyine bedel bir gulumseme gorurse eger, o kadeh havada asili kaliyor.

Kadehimden bir yudum cay iciyorum bu gece, iki kisilik bir cay hazirlamis iklimin degisimi.


Ama en guzeli, bazi hikayeler basindan inandiriyor seni bitmeyecegine.

O romani yaziyorum artik, iki kisilik bir gece ruyasi.

24 Kasım 2010 Çarşamba

and this old world is a new world and a bold world for me

Su sarkinin bu blogta bir gun kullanilabilecegi fikri aklimin ucundan gecmek bir kenara dursun, bir ihtimal bile degildi o'nu taniyana kadar. Ask hos gelmis semtime.

22 Kasım 2010 Pazartesi

i never thought we’d meet

Notre Dame de Sion
sabahin onu, o'nun durdugu
onlarca insanin yok oldugu
geyikler durmadan havaya sicriyor
i never thought we'd meet
lale muldur yankilaniyor
hava guzel olsun
bir tutam gunes
sehir bir yumak gibi onumde
sen karsimda
kis gozlerini biraz daha
bak kapatiyorum ben
perdelerimi
bir yerden firlayip cikiyorsun
uzun caddelerin birinde rastlamis gibi
kalem kiriliyor, kalem yikiliyor
leblerinden ayrilamiyor bebeklerim
leblerini istiyorum,
leblerinde bir ruyaya yatiyorun caddenn ortasinda,
uyandirma
uyanmadan
yoldan gecen biri sesleniyor;
boogie street'e hosgeldin!


21 Kasım 2010 Pazar

soon is now!

Morrissey sormustu ben tekrarladim, sanirim ilk defa cevap verebiliyorum bu kadar net 7 saatin ardindan, soon was today, so soon is now, soon is everything from now on.

'i know that i love you through the hole in the sky'

20 Kasım 2010 Cumartesi

şeffaf çizdim ben zaten kendimi

Bir yil once Atina'nin sokaklarinda ibadet edermiscesine Birsen Tezer dinlerken aldigim zevkin yaninda paralel olarak hayal ettigim bir sey vardi. Bugun onu yaptim, Birsen Tezer'le yurudum sokaklarinda Istanbul'un. Tek eksik kaldi, o da su saniyelerde ucagindan inmis geliyormus, sonra her sey yerli yerinde, her sey bir ahenkte olacak sanki, o kadar iyi bir tablo ki, 'korkuyorum anne!'


Birsen Tezer - Çal Kapımı
Yükleyen muzikgazetesi. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

sonra bir ev boyadım sana
kapısı mavi, zili deniz
içinde yaşasak ikimiz

15 Kasım 2010 Pazartesi

haberim olmadan hayal ettigim dusler

O: Seninle konustugumda sanki bi film izliyormusum gibi, senin hayatindaki ivedi degisiklikleri seyrediyorum ve bundan keyif aliyorum; an be an her seye tanik oluyormusum gibi.

Ben: Ama su son bir ayda her seye tanik oldun hakkaten. (Icsesim: Yerim!)


Yakinda dilim acilip, parmaklarim tuslara deli gibi basacaktir. Son gunlerde durmadan guzel haberler alip, guzel tesaduflerle, hayal edip de haberimin olmadigi olaylari yasiyor, insanlari taniyor olusum benim bayramim, tabiri caizse, ruh halimi donusturup bir sarki yapacak olsaydi kader saban bajramovic'in bu sarkisi olurdu saniyorum. Bayrama inanmiyorum ama bir kutlama var!