Otel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Otel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2010 Pazartesi

Otel Odalarinin Cekiciligi 3 ve Otel Odasi Hikayeleri

Yeni tasindigimiz evin tam karsisinda bir otel var. Sabah sokakta yururken karsilastigim genc adam da biraz once sigarasini iciyordu camdan sarkarak benim gibi.

Yolda yururken durdurup adimi sordu, tanidik zannetmis. Kendi adini da soyledi bana. Gercek adimi soylemedim kendisine, o saniye uydurdum bilindik bir isim. Sonra yurumeye devam ettik, tanidik biri gibiydi, nerden taniyorum seni diye sordum, o da ayni soruyu dusundugunu soyledi sadece.

Yol boyunca yuruduk, yokus yukari, arada bir koluma girdi, arada bir durup yuzume bakti, dayanamayip gercek adimi da soyledim sanki ikinci ismimmis gibi. Farkina varmadan aksama kadar yurumusuz.

Geri donmeye karar verdigimizde Ankara da sogumustu artik, gece aniden bastiran titrek bir sis vardi sanki. Tedirgin olmam gerekiyormus gibi hissetmeme ragmen bu sefer ben onun koluna girdim. Yuruduk otele kadar.

Hatirlamaya calistigi seyi sonunda hafizasindan cekip cikarmis gibi artik durup durup yuzume bakma ihtiyaci duymadi, sadece yurumek, arada bir de konusmak yetti. Baska sehirlerde bilinmedik zamanlarda beraber yurumusuz gibi sanki.

Otelin onune geldigimizde her evin isigi yaniyor, otelin odalari sakin bekliyordu sahiplerini. Davetini kabul edip ciktim yanina, asansorde cocuklugumdan tanidigim arkadaslarimla karsilastim, gorevlilerden bir kaci akrabamizdi sanki, koridorlarinda yururken aynalardan tanidigim herkesin yansimasini gordum. Hayatimin en tanidik mekanina adim atmis olmanin rahatligiyla hicbirine aldirmadan yurumeye devam ettim onun yaninda. Bir ara durdurdu beni, bir isini halletmek icin gitti yanimdan bes dakikaligina, o zaman sima olarak tanidiklarim da dahil hayatima bir sekilde girmeyi basarmis her canlinin bu otelde kaliyor olabilecgini gecirdim aklimdan. Zemin katta ailemden insanlar ve cocuklugumun simalari, ikinci katta buyudukce tandikilarim, ucuncu kati lise yillarim, dorduncu katinda Ankara'nin univeriste hayati, besinci katinda da Almanya'nin soguk ikliminde gecen iki yilin insanlari, bazilarinin odasi muhurlenmis, bazilari hala kullaniliyor ama olduklari gibi kalmis neredeyse hepsi. Onun odasi altinci katta, hayatimin yeni doneminin ilk tanisikligi o, odasina girdigimizde ve o ceketini cikardiginda tipki adasi Turgut'un yaptigi gibi uzanip kendi yanaklarimdan optum ilk once. Yaptigima gulumseyip o da tekrarladi Turgut'un hayalini. Ilk adim zor, ilk adim korkunc, ilk adim her zaman atildiktan sonra beklenmedik seylere gebe ama atilir atilmaz da yeni bir hikaye yazdirmaya baslatiyor. Altinci katta yeni bir hayat basliyor, katin ilk misafirini yerlestirip tadini cikariyorum temiz sayfanin. Simdi tekrar gidip sair olmayan Turgut'un yanina, hikayemi anlatmaya baslamanin zamani, telefonda duydugum sarki bitmeden.

25 Eylül 2009 Cuma

Otel Odalarinin Cekiciligi 2 ve Otel Odasi Fetisleri

Bazi sarkilar, filmler, kitaplar ve belki de resimler, fotograflar vardir ilk bakista insanda bir gulumsemeye sebep olacak kadar basit bir mutlulugu anlatir. Bu his belki bir saniyeden fazla suremez, pesinden bir huzursuzluk, bir rahatsizlik gelir. Insan mutluluklari anlatan filmlere agladiginda en cok aciyi hisseder, verir. Heyecanli bir ezgide gozleri dolarsa birinin, zaten aci veren bir sarkiya aglayan insandan daha cok insanin icini acitir bu sahsin durumu. Zitliklarin biraraya gelmesiyle aci katlanir belki de, aci ustune aci kondurdugunda olusan imge belki de mutlulugun uzerine ilistirilmis acidan daha acisizdir, daha huzun yoksunudur. Boyle 'seyler' bir nevi kisiligi olan 'seylerdir.' Tek boyutlu degil, aci ve mutlulugun birarada varolageldigini gostrenen ve bunu anlatmakla aslinda en buyuk imgeleme isaret eden 'seyler.'

Insan yapimi her sey bu ozellige sahip olabilme ihtimalini icinde tasir. Sadece sarkilar, filmler, kitaplar ya da resimler, fotograflar degil ayni zamanda sokaklar, sehirler, binalar da bu kategoriye girer hic caktirmadan. Binalardan, apartmanlarin kisiliklerinden, binanin ozelligine gore sekil alan sesinden haberi vardir her insanin bilinclerinin bir katmaninda. Oteller de bu kategorinin en eglenceli, en cok cesidi olan, karakter bollugu ile ihtimallar dunyasinin biraraya gelmis halleridir. Yeni dunya duzeninin olusturdugu tekduze, birbirinin ayni otellerin karakterleri cok sorunludur ama eskiden kalma, bir esi dahi varolmayan, belki de bir konaktan otele donusturulmus, yataklari, esyalari birbirinden farkli olan, her odasi aslinda farkli hikayeler anlatan otellerin karakterleri vardir, onlarin seslerini, size bir seyler soylemek istediklerini icine adim atar atmaz anlarsiniz.

Zebercet'in yasadigi, yonettigi, ilgilendigi, duzenledigi Anayurt Oteli de kendi kisiligine sahip bir oteldir. Oyle ki Zebercet'in sahip olamadigi, olmak icin belki de farkinda olmadan sancisini cektigi bilince otel sahiptir. Gecmisini, tarihini her odasinda saklayip, uzerine soyleyeceklerini ekleyip Zebercet'in aklinin odalarina donusur otel. Zebercet'in sahip olamadigi 'kisilik' otelin hikayesinde ortaya cikar, otelin odalarinda bir bir olusturulur ve bir ustanin kaleminden oteli olusturan odalar, esyalar ve odalarin ziyaretcileri ve gecmisleri Zebercet'in kisiligini olusturur. Zebercet varligini ve bilincini, bir nevi yasama gudusunu otele borcludur ancak bu duzen hic beklenmedik bir olayla degisir. Otel odalari birer karanlik zaman uykularinin mekanlari oldugu kadar ayni zamanda gunahin, yalnizligin, sucun ve arzunun bekcileri olurlar. Otel odalari cekiciliklerini ziyaretcilerine borclu oldugu kadar, itici ve bogucu gucunu de ayni ziyaretcilere borcludur. Iste bu karmasada dogan Zebercet'in niye, nasil yaptigini anlamadan havlularla sevismesi, uzerinde ruj lekesi olan bir cay bardagini opup oksamasi, o kadin'in kaldigi odayi kimseye kiralamamasi, Zebercet'le Otel'in beraber yapmak istedikleri eylemlere donusuyor.

Zebercet, modern dunyada yalnizligin artik bogucu ve oldurucu bir kisiliksizlesmeye goturdugu insanin kemiklesmis halidir ve o Otel de bu kemislesmenin buyumus ve devasa bir yapita donusmus heykelidir. Zebercet, yasadigi dunyayi anlamlandiramaz. Otel gibi gecmisi bugune baglayan degisimleri ya da farkliliklari deneyimleyememistir, otelin odalari kadar sansli degildir Zebercet. Bu garip dunya fazlasi varligi, Zebercet'i katil de yapar bir havluya tecavuz eden bir zanli da. Sonucta fiziksel olmayananin yoklugu kendini fiziksel olanda ortaya cikarir, bir umut ve mutluluk vadederek belki de.

Iste bu romanin sonu da bu yazinin basinda bahsi gecen bir karsitlikla biter ve okuyanin bogazina dugumler tikar. Zebercet hem olur, hem de belki de en zevkli ve guclu orgazmini yasar. Otelin odalari, bir odanin tavani yardim eder Zebercet'e. Duvarlar seslenir, otel soylemek istediklerini bitiremeden kapanacak olmanin acisini gicirdayan tabanlarinda belli eder. Zebercet ve Otel ayni anda sahneden ayrilirlar, ikisinin de fiziki varliklari orada salinadursa da artik, varliklari yokluga donusmustur. Bunu sonucunda Atilgan'a saygiyla methiyeler duzmekten baska bir sey yapilamaz.



Vangelis'in Blade Runner icin yaptigi One More Kiss, Dear adli sarkisi da hem gulumsetir hem acitir insani. Romanin son sahnesinde calmasini diledigim de bir sarkidir. Oylece, garip bir sekilde.