Sirf calan muzige dayanamayip balkondan orkestraya dahil olan adam yuzunden bile, son birkac gunun, en groovy, en hayat cok guzel, en bi' oryantal caz, en neseli, en bayramvari olayi budur benim icin:
10 Eylül 2010 Cuma
8 Eylül 2010 Çarşamba
gitme sonbahar oluyorum, sonrası hiç
eylul'un siiri
"...
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o sedef çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme sonbahar oluyorum sonrası hiç
..." *
* Hasan Huseyin Korkmazgil
---
Bir insana ithaf edilebilecek belki de en guzel sey buydu son gunlerde, belki de ben cok sansliydim haberim yoktu, belki de ben aksam olmaya, sonbahar olmaya hazirdim da farkinda olmadan baskalarinin sebebi oldum. Ama her seyden evvel, bu siiri belki de bana yazmis Korkmazgil, sonunda da bana okumus cok sevdigim birileri.
Fon
"...
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o sedef çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme sonbahar oluyorum sonrası hiç
..." *
* Hasan Huseyin Korkmazgil
---
Bir insana ithaf edilebilecek belki de en guzel sey buydu son gunlerde, belki de ben cok sansliydim haberim yoktu, belki de ben aksam olmaya, sonbahar olmaya hazirdim da farkinda olmadan baskalarinin sebebi oldum. Ama her seyden evvel, bu siiri belki de bana yazmis Korkmazgil, sonunda da bana okumus cok sevdigim birileri.
Fon
Etiketler:
a single man,
ankara,
hasan huseyin korkmazgil
ozur dilerim, sevemedim
--
- Ben geliyorum sormadan ama, gerci erkenden gitmem gerekiyor zaten.
+ Niye?
--
- Benim gitmem lazim.
+ Gitme, dur biraz.
--
+ Goruselim cumartesi gunu.
- (Icses: Niye?) Bilmiyorum, bakariz.
--
- Iyi geceler.
+ Sana da.
(Dudaklar, sigara kokan dudaklar).
Yasemin Mori - Mutsuz Punk
Taze kalsin diye yesilliklere su atan manavlar gibi,
deniz suyuyla islattim kendimi bazen.
Kafam karisiyor hep, olup biten
o kadar cok sey, olup da bitemeyen cokca gun ve gece.
Giden biri var icimden kalkip, sirenlerle sabah oluyor
sehirlerin birinde,
sehirlerin gecesi bana geliyor aksamustleri,
gunesi bazen bende batiyor.
Tozumu aldim, kaldirdim kendimi vitrinin kapali bolmesine,
Karasu'nun kitaplari gibi sakladim adlarimi, sifatlarimi
cokca da tadimi.
Actigimda paketini bedenimin, cirilciplak kaldiginda ten
usuyup, titreyen ses tellerimi kestim
uyanamadi iliklerim, dolmadi damarlarima kan
tasamadim.
Icimden topluca kalkip giden bir kalabalik var
Misafir odasinin kilitli kapisindan
Anahtar deliginden
Halisiz koridorun soguk mermer tabanindan
Pervaza gelmeyi arzulayan kasim ruzgarindan
Kasigimdaki agridan kacip duran.
Anlasip yola koyuluyorlar benden cikip.
Sozlesip gidiyor icimden birileri.
---------------------------------------------------
Kaybedenler, tutunamayanlar, umut etmekten les yemis gibi korkanlar. Gecmisimin gerceklesmeyecek onizlemisini baska insanlarda gormem biraz urkutucu. Neyse ki gecici, neyse ki ben gidiciyim.
- Ben geliyorum sormadan ama, gerci erkenden gitmem gerekiyor zaten.
+ Niye?
--
- Benim gitmem lazim.
+ Gitme, dur biraz.
--
+ Goruselim cumartesi gunu.
- (Icses: Niye?) Bilmiyorum, bakariz.
--
- Iyi geceler.
+ Sana da.
(Dudaklar, sigara kokan dudaklar).
Yasemin Mori - Mutsuz Punk
Taze kalsin diye yesilliklere su atan manavlar gibi,
deniz suyuyla islattim kendimi bazen.
Kafam karisiyor hep, olup biten
o kadar cok sey, olup da bitemeyen cokca gun ve gece.
Giden biri var icimden kalkip, sirenlerle sabah oluyor
sehirlerin birinde,
sehirlerin gecesi bana geliyor aksamustleri,
gunesi bazen bende batiyor.
Tozumu aldim, kaldirdim kendimi vitrinin kapali bolmesine,
Karasu'nun kitaplari gibi sakladim adlarimi, sifatlarimi
cokca da tadimi.
Actigimda paketini bedenimin, cirilciplak kaldiginda ten
usuyup, titreyen ses tellerimi kestim
uyanamadi iliklerim, dolmadi damarlarima kan
tasamadim.
Icimden topluca kalkip giden bir kalabalik var
Misafir odasinin kilitli kapisindan
Anahtar deliginden
Halisiz koridorun soguk mermer tabanindan
Pervaza gelmeyi arzulayan kasim ruzgarindan
Kasigimdaki agridan kacip duran.
Anlasip yola koyuluyorlar benden cikip.
Sozlesip gidiyor icimden birileri.
---------------------------------------------------
Kaybedenler, tutunamayanlar, umut etmekten les yemis gibi korkanlar. Gecmisimin gerceklesmeyecek onizlemisini baska insanlarda gormem biraz urkutucu. Neyse ki gecici, neyse ki ben gidiciyim.
5 Eylül 2010 Pazar
dudaklarima degen cavus uzumu
eylul'de git.
Bana bilmedigim hikayeler anlatacak bir oyku okumak istiyorum tam da su anda,roman daha iyi olur aslinda, daha cok mesgul edip, daha uzun sure oyalayabilir merakimi ve umursamaz bikkinligimi.
Seslerini ozledigim insanlarin aniden karsima cikmalarini istiyorum tam da bu yasadigim gece yeni gune dondugunde. Toparladigim esyalarimi sacmak istiyorum arabanin camindan gezdigim bos asfaltlara, sonra tam da yolun ortasinda kendim olayim istiyorum hizla gelen arabanin karsisinda.
Ama hayir, cunku "gözlerin
umutlardan bir haber veriyor" *
Eylul aksamlarinda baskentin ara sokaklarinda sararmayi bekleyen yapraklari, o ara sokaklardan buyuk caddelere gecislerimi son kez yasamaya calisayim ki gece de gun de biterken can cekismesin daha fazla. Sesimi duyan bir seyler var yine de bu sehirde, eylul'un ilk gunlerindeki serin yaz ozentisi gecede cikiveriyor karsima, yuzume bakip devam ediyor yoluna, tam yanimdan gecerken fisildiyor kulagima sehrin gece sisleri, gece sesleri:
aşık olacak gibisin
gözlerinde atıyor kalbin
ve bir eylül akşamında
yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun.. yürüyorsun.. yürüyorsun
Sehir hala karisik, hala kalabalik. Sokagin ortasinda oylece asili kalmis, cani cekilmis gibi korkak, ne yapacagini bilemeyen bir yeniyetme gibi kasinti. Butun resimler eskimeye musait, her an dunyanin dongusunde ya kaybolup gidiyor, ya da yavas yavas ucuyor gozlerimin onunde gokyuzune dogru, oradan uzaya, uzaydan yokluga. Tam tepesinde sehrin, yildizlarin arasindan tekrar fisildiyor gece sisleri, gece sesleri:
yorgunsun
akan sudan daha çok yorgunsun
Umursamadan yuruyorsun, kalabalik bir caddede, bir suru dukkanin ve araba seslerinin tam ortasinda, yuruyen, araba suren, sira sira dizilmis sandalyelerde caylarini, biralari yudumlayan insanlarin hepsi durmadan tekrar ediyor:
yalnızsın
bir damla kadar göl içinde yalnızsın
Tum bu hayalini daha onceden buyuk ekranlarda izledigim ve yayinladigim kabus, durmadan karsima cikiyor sokaklarda. Gece seslerine gucu yeten bir an, kafa karistirip butun hepsini unutturan bir aylak adam, kahveli biralarimizi tokustururken, bana hikayeler anlatip, bilmedigim seylere guldurup sasirtirken, yanimizdan gecerken yavaslayan arabadan duyuluyor son sozler:
aşka dönecek gibisin
gözlerinde atıyor kalbin
ve bir eylül akşamında
yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun.. yürüyorsun.. yürüyorsun
Son sozlerden sonra, dudaklarima degen cavus uzumu, disledigim kahveli kara gevrek hem eylul'de git diyor hem de eylul'de gitmeyi zorlastiriyor.
* Pilli Bebek - Eylul Aksami
------------------------------------------------
eylul'de dur
Ilk birami ictigim zaman Pilli Bebek sahnedeydi SSK Ishaninda, yanimda benden buyuk imrendigim adamlar, etrafimda tanimadigim ve sasirdigim insanlar vardi o yaz gecesinde. Pilli Bebek sahneye cikip da calmaya basladiktan sonra biranin niye icildigini, kalbi kus gibi atan kendi varligimin gayri ihtiyari bir yaz aksami ruzgarinda salinip durdugunu, Ankara'nin bana neler ifade ettigini ve edebilecegini kisa bir an icin anlamistim. Biranin sayisi artinca unutmusum hepsini.
Yillar sonra, SSK Ishaninda degil de, Tunus Caddesinde bir barda, yine bira elimde, yanimda imrenmedigim bir adamla, etrafimda beni hic sasirtmayi basaramayan insanlarla, ucuz Turkce pop calarken, dudaklarima hic tanimadigim bir duygu dokunurken aklima Pilli Bebek geliyor, eylul aksami'nda hem de.
Pilli Bebek o aslinda bildigin ama bir sekilde unuttuklarini hatirlatiyor sakin bir sekilde insana. Ankara gibi kendi tarihsel olusumunda yasayanlarina cok meta vermeyen bir sehirde, sozler, sarkilar ve bunlarin birlesimi daha bir ihtisamli hem de daha sade ve sakin. Butun bu imgelerin arasinda sahlanarak kendini belli edense 'yorgunluk' oluyor sanirim, odu umitlenmekten korkan bir hayal ani, insan Ankara'yi sevebilir mi? Sevsin ya da sevmesin, gidecegini bile bile, ya da gitme firsatin oldugu halde Ankara'da durmayi isteyebilir mi biri?
Hayat, yillar sonra bana bunu istetebilecek seylerin Ankara'nin o yokuslu dar sokaklarindaki eskimis agaclarin altinda icilen biralarda ve tam karsinda duran, yeni tanistigin yazdan kalma gecenin rahatligiyla sana umut etmeyi ve edilebilecigini anlatan, umarsiz, sakin ve sade, bilinmeyen ve hemen sarildigin bir duyguda sakli oldugunu fisildamayi da unutmadi bu defa. O an SSK Ishaninda unuttuklarim hatirladim ve o ana en uygun sarki calmaya basladi Tunali'dan Kizilay'a dogru, yavas yavas akti ta ki biralarin sayisi yine artana kadar.
Bana bilmedigim hikayeler anlatacak bir oyku okumak istiyorum tam da su anda,roman daha iyi olur aslinda, daha cok mesgul edip, daha uzun sure oyalayabilir merakimi ve umursamaz bikkinligimi.
Seslerini ozledigim insanlarin aniden karsima cikmalarini istiyorum tam da bu yasadigim gece yeni gune dondugunde. Toparladigim esyalarimi sacmak istiyorum arabanin camindan gezdigim bos asfaltlara, sonra tam da yolun ortasinda kendim olayim istiyorum hizla gelen arabanin karsisinda.
Ama hayir, cunku "gözlerin
umutlardan bir haber veriyor" *
Eylul aksamlarinda baskentin ara sokaklarinda sararmayi bekleyen yapraklari, o ara sokaklardan buyuk caddelere gecislerimi son kez yasamaya calisayim ki gece de gun de biterken can cekismesin daha fazla. Sesimi duyan bir seyler var yine de bu sehirde, eylul'un ilk gunlerindeki serin yaz ozentisi gecede cikiveriyor karsima, yuzume bakip devam ediyor yoluna, tam yanimdan gecerken fisildiyor kulagima sehrin gece sisleri, gece sesleri:
aşık olacak gibisin
gözlerinde atıyor kalbin
ve bir eylül akşamında
yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun.. yürüyorsun.. yürüyorsun
Sehir hala karisik, hala kalabalik. Sokagin ortasinda oylece asili kalmis, cani cekilmis gibi korkak, ne yapacagini bilemeyen bir yeniyetme gibi kasinti. Butun resimler eskimeye musait, her an dunyanin dongusunde ya kaybolup gidiyor, ya da yavas yavas ucuyor gozlerimin onunde gokyuzune dogru, oradan uzaya, uzaydan yokluga. Tam tepesinde sehrin, yildizlarin arasindan tekrar fisildiyor gece sisleri, gece sesleri:
yorgunsun
akan sudan daha çok yorgunsun
Umursamadan yuruyorsun, kalabalik bir caddede, bir suru dukkanin ve araba seslerinin tam ortasinda, yuruyen, araba suren, sira sira dizilmis sandalyelerde caylarini, biralari yudumlayan insanlarin hepsi durmadan tekrar ediyor:
yalnızsın
bir damla kadar göl içinde yalnızsın
Tum bu hayalini daha onceden buyuk ekranlarda izledigim ve yayinladigim kabus, durmadan karsima cikiyor sokaklarda. Gece seslerine gucu yeten bir an, kafa karistirip butun hepsini unutturan bir aylak adam, kahveli biralarimizi tokustururken, bana hikayeler anlatip, bilmedigim seylere guldurup sasirtirken, yanimizdan gecerken yavaslayan arabadan duyuluyor son sozler:
aşka dönecek gibisin
gözlerinde atıyor kalbin
ve bir eylül akşamında
yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun.. yürüyorsun.. yürüyorsun
Son sozlerden sonra, dudaklarima degen cavus uzumu, disledigim kahveli kara gevrek hem eylul'de git diyor hem de eylul'de gitmeyi zorlastiriyor.
* Pilli Bebek - Eylul Aksami
------------------------------------------------
eylul'de dur
Ilk birami ictigim zaman Pilli Bebek sahnedeydi SSK Ishaninda, yanimda benden buyuk imrendigim adamlar, etrafimda tanimadigim ve sasirdigim insanlar vardi o yaz gecesinde. Pilli Bebek sahneye cikip da calmaya basladiktan sonra biranin niye icildigini, kalbi kus gibi atan kendi varligimin gayri ihtiyari bir yaz aksami ruzgarinda salinip durdugunu, Ankara'nin bana neler ifade ettigini ve edebilecegini kisa bir an icin anlamistim. Biranin sayisi artinca unutmusum hepsini.
Yillar sonra, SSK Ishaninda degil de, Tunus Caddesinde bir barda, yine bira elimde, yanimda imrenmedigim bir adamla, etrafimda beni hic sasirtmayi basaramayan insanlarla, ucuz Turkce pop calarken, dudaklarima hic tanimadigim bir duygu dokunurken aklima Pilli Bebek geliyor, eylul aksami'nda hem de.
Pilli Bebek o aslinda bildigin ama bir sekilde unuttuklarini hatirlatiyor sakin bir sekilde insana. Ankara gibi kendi tarihsel olusumunda yasayanlarina cok meta vermeyen bir sehirde, sozler, sarkilar ve bunlarin birlesimi daha bir ihtisamli hem de daha sade ve sakin. Butun bu imgelerin arasinda sahlanarak kendini belli edense 'yorgunluk' oluyor sanirim, odu umitlenmekten korkan bir hayal ani, insan Ankara'yi sevebilir mi? Sevsin ya da sevmesin, gidecegini bile bile, ya da gitme firsatin oldugu halde Ankara'da durmayi isteyebilir mi biri?
Hayat, yillar sonra bana bunu istetebilecek seylerin Ankara'nin o yokuslu dar sokaklarindaki eskimis agaclarin altinda icilen biralarda ve tam karsinda duran, yeni tanistigin yazdan kalma gecenin rahatligiyla sana umut etmeyi ve edilebilecigini anlatan, umarsiz, sakin ve sade, bilinmeyen ve hemen sarildigin bir duyguda sakli oldugunu fisildamayi da unutmadi bu defa. O an SSK Ishaninda unuttuklarim hatirladim ve o ana en uygun sarki calmaya basladi Tunali'dan Kizilay'a dogru, yavas yavas akti ta ki biralarin sayisi yine artana kadar.
3 Eylül 2010 Cuma
2 von millionen von sternen
Iki hafta once.
+ (Calan muzigi kastederek) Hatirladin mi?
- (Zorlama bir sasirmayla) Neyi?
+ Yuh! Sarki sana kimi hatirlatiyor?
- Onu mu hatirlamam gerekiyor?
+ Nasil yani? Bu sarki onu hatirlatmiyor mu sana?
- Bilmem, hatirlatiyor herhalde.
+ Ozlemiyor musun hic?
- Hayir, ozlemiyorum.
+ Sen nasil bir insansin o zaman? Gerizekali misin? Aklini kullanamayan bir insan misin sen ki o kadar zaman farkina varamadin bu durumun?
- Oyleyimdir buyuk ihtimalle, aksini hicbir zaman iddia etmedim zaten.
-/+ Sesszilik.
Birkac gun once.
+ Hic ozlemiyor musun?
- Hayir.
Bugun.
- Ozluyorum evet. Ama buna ozlenmek fiili tam olarak uyar mi bilmiyorum cunku aklima gelen tekrar elde edebilecegim bir sey degil, kaybedilmis bir sey de degil. Kendiliginden yok olmus bir gecmis zaman hatirasi sadece. Insan bitirdigi bir seyi ozleyebilir mi? Ozledigin zaman aslinda arkada bitmemis kirintilarin kalmis oldugunu kabul etmiyor musun? Hayir, ben ozlemedim. Ama icimde sadece iyi ve guzel fotograflari aklimin penceresine yerlestiren gizli bir el var, o eli durduramiyorum, o el bi' sure istedigini yapacak beni umursamadan ne olursa olsun. Zamanla susacak ama, basladi bile yerine yeni fotograflar eklemeye. Ozlemiyorum hayir, sadece hatirliyorum, unutmak mumkun olmadigi surece de duracak yerinde bazi seyler, dursun zaten de. Insan ozlemeden de hatirlayabilir ama hicbir kelime o anlama gelemiyor.
Für einen kurzen Moment
Waren wir uns nah
Obwohl er mich nicht
Nur ich ihn sah
Etiketler:
2 von millionen von sternen,
2raumwohnung,
ankara
2 Eylül 2010 Perşembe
bir pesimistle bir realistin drami
- Senin bu kadar pesimist oldugunu bilmiyordum ben, onceden de boyle miydin?
+ Ben pesimist degilim, realistim.
- Senin bu kadar realist oldugunu bilmiyordum ben, onceden de bu kadar realist miydin?
-/+ (Gulusmeler)
+ Sen degil misin?
- Ben artik pesimist degilim.
+ Sen vazgecmissin o zaman.
- Senin de bocegin olmus.
Peki pesimizmle realizm arasindaki fark ne?
Pesimizm soyle bir seyse:
Realizm de budur sanirim:
Peki siz pesimist misiniz, realist mi?
+ Ben pesimist degilim, realistim.
- Senin bu kadar realist oldugunu bilmiyordum ben, onceden de bu kadar realist miydin?
-/+ (Gulusmeler)
+ Sen degil misin?
- Ben artik pesimist degilim.
+ Sen vazgecmissin o zaman.
- Senin de bocegin olmus.
Peki pesimizmle realizm arasindaki fark ne?
Pesimizm soyle bir seyse:
Realizm de budur sanirim:
Peki siz pesimist misiniz, realist mi?
1 Eylül 2010 Çarşamba
sonsuzluk ve bir ihtimal
Hayatin en buyuk trajedilerinden biri, karsindakine, onu sevdigini soyleyememektir, cunku yasamin butun pisligi icinde, insan en azindan, seni seviyorum diyebilme ozgurlugune sahip olabilmelidir.
Ama iste...
umudum sonsuzdur ugraşım bitmez hiçbir zaman
Ama iste...
umudum sonsuzdur ugraşım bitmez hiçbir zaman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)